Ömer Faruk KURAL

Yılbaşı Kutlamak Günah mıdır?

  • Konu Hakkında ;


Yılbaşı Kutlamak Günah mıdır ?

Evet çok büyük bir günahtır!

Aşağıda verdiğim videoyu izleyerekte öğrenmiş olabilir siniz!!  Daha Aşağıda da açıklamalar
yapılmıştır!

[youtube_sc url=”_goofXaMgrI” width=”420″ height=”315″ border=”1″ fs=”1″ hd=”1″ egm=”1″ cc_load_policy=”1″ iv_load_policy=”3″ disablekb=”1″ rel=”0″ showinfo=”0″ showsearch=”0″ nocookie=”1″]

Yılbaşı Noel kutlamalarında (Hristiyanlar) gibi eğlenmek, çam kesip evi çamla süslemek Günahtır

Çünkü bayramlarında onlar gibi eğlenmek, onlara benzemek olur.! Onlara benzeyenlerde kafir
olmuş gibi olur.!

Din kitaplarında buyuruluyor ki:

Noel günü ve gecesinde, kâfirlerin paskalya ve yortularında, onlar gibi bayram yapan küfre girer

Yılbaşı yüzünden Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinde Milyonlarca çam fidanı ve çam
ağaçları noel hurafesi uğruna kesilip yok edilmektedir..

Hıristiyan ülkelerde olduğu gibi,

Müslüman ülkelerde de bu cinayetler işlenmemeli Hıristiyanlara benzememek için yılbaşı gecesi
hindi yememelidir!

Yenirse haram mekruh olur

Birkaç gün sonra yenebilir…

Kumar oynamak, tombala çekmek gibi oyunlar ise zaten her zaman Günahtır Bu gece, gayrı
müslimlere benzemek gayesiyle çeşitli yiyecek, içecek almak da Günahtır..

Her zaman ne alınıyorsa onları almakta bir sorun yoktur Ama Bu geceye ayrı bir önem
verilmemelidir!!
Yalnız Hıristiyanların değil, Yahudilerin ve bütün bâtıl dinlerin ibadetlerini yapmak, onlara
benzemek olur
Kâfirlerin ibadetleri ve çirkin işleri hariç, mubah olan yani günah olmayan âdetlerini yapmakta
mahzur yoktur Yani onlara benzemiş olunmaz

Noeli kutlamak Çok büyük günahtır Fakat, Noel ile ilgisi olmayan yılbaşında bir Müslümana tebrik
kartı yazıp, yeni bir yılın insanlık için, Müslümanlar için hayırlı olmasını dilemek günah değildir
veYahut, (yeni yılın kutlu olsun) diyene, (seninki de kutlu olsun) demek günah olmaz Bu inceliği
anlamalıdır!

Müslüman her gece neleri yapıyorsa, bu gece de onları yapmalıdır! Sanki mübarek geceymiş
gibi mevlid okutmak, sohbetler düzenlemek uygun değildir Bu gecenin diğer gecelerden farkı
yoktur Bu geceye değer veriyormuş gibi hareket etmek doğru değildir Müslüman her gece neleri
yapıyorsa, bu gece de onları yapmalıdır!
YILBAŞINI KUTLAMAK CEHENNEM ASHABINA BENZEMEK GİBİDİR!

 

Müslüman toplumların içinde bulunduğu sıkıntıların başlıca nedeni, yahudi, hıristiyan ve diğer
şirk ehline özenmeleri, Bu cehennem halkının peşinden gitmeleridir.

Onları izleyenler, şu hadisin muhâtabıdırlar: “Sizden öncekilerin yoluna karış karış, kulaç kulaç
uyarsınız. Onlar kertenkele deliğine girse, siz de peşlerinden girersiniz”, “Ey Allah Resûlü!,
yahudi ve hıristiyanlar mı?” dedik. O da: “Ya kim?” diye cevap verdi” (Buhari, Müslim).
Diğer bir rivayette de, “İçlerinden biri sokakta annesiyle fuhuş yapsa siz de yaparsınız”
buyurulmuştur (Sahihtir. Hâkim).

Bu sapıklık, diğer ümmetlerden gelen bir gelenek halini aldı. Öyle bir hale geldik ki, çoğu
Müslümanı küfür ehli olan insanlardan ayıramaz olduk.

Bu insanlar:

Dinden yüz çevirip hevâlarına uymuş, işleri fesada bulanmıştır. Ne yazık ki, toplumların çoğu
bencillik ve kibir içerisinde dünyaya dalmış, ehli İslâmı küçümser olmuşlar. Sorulduklarında
‘Elhamdülillah Müslümanım’ demekten öteye din adına hiçbir şeyini bilmez, bir kısmı da hiçbir
şey bilmediği halde her şeyi bildiğini sanır.
Bunlar, Resûlullah (S.A.V.)’in getirdiği İslâmî çizgiyi muhafaza edemeyerek, yaşadıkları gibi
inanma gafletine düşerler. İslâm ile “güncel hayatın gerçekleri” dedikleri şeyler arasında sentez
bir din anlayışı geliştirerek bunu, “çağdaş İslâm” ismiyle, süslü poşetler içerisinde insanların
önüne koyarlar. Ayet ve hadisleri kendi hevâlarına göre eğip bükerek de, “çağdaş İslâm”larını
akıllarınca daha uygun bir hale getirirler. Bu tip insanlar maalesef sayılamayacak kadar çok. “Siz
o gün çok olursunuz ancak sellerin önüne kapılan çerçöp gibi” (Sahihtir, Ahmed) diyen hadisi
şerifteki nitelemeye uygun olan bu kimseler; Müslüman olduklarını savunur ve İslâm adına
sürekli ahkâm keserler. Gelin görün ki, Resûlullah (S.A.V.)’in sünnetini bırakıp başka başka
sünnetlere tabi oldukları için, onların çalışmasıyla Allah Müslümanları zafere ulaştırmaz. Her yer
onlarla ve boş sözleriyle dolsa bile…
Bunların dışında üçüncü bir grup daha var ki (Allah bizleri onların listesine dahil eder inşâallah),
onlar; Allah celle celaluhu’nun hidâyetine erdirip ayaklarını sabit kıldığı kimselerdir. Bunlar, Allah
azze ve celle’nin, Kitab’ına Ve Resûlü (S.A.V.)’in Sünnetine tam olarak uyanlardır. İşte onlar
gerçek “hak ehli”, Allah azze ve celle katında kurtuluşa eren topluluktur. Onlar bu dinin
dosdoğru çizgisinden asla dönmez ve bu çizgi üzere ölürler. Allah Resulü (S.A.V.) bunlar için
şöyle buyurur: “Düşmanın zarar veremeyeceği, hak üzere sebatkâr bir fırka kıyamete dek var
olacaktır” (Müslim). Kafirlere benzemekten en fazla sakınanlar işte bu Müslümanlardır. Onlar
kafirlerin yaşantılarını asla taklit etmez, bu takdirde şereflerini kaybedeceklerini bilirler. Ancak,
kafirlerin bizim yaşantımızı taklit etmeleri, onlar için büyük bir şereftir. İzzet, ancak Allah Celle
Celalühü, Resulü (S.A.V.)’in ve tüm müminlerindir.

Bu, kurtuluş ile müjdelenen fırka dışında kalan ve birinci maddede zikretmiş olduğumuz ehli
hüsran, ehli nedâmet, ehli zillet içindeki ihanet fırkası (ki, Allah bizleri onlar ile birlikte olmaktan
muhafaza buyursun), zifiri karanlık içinde, sonlarının ne olacağı belirsiz bir şekilde ömür
çürütmektedirler. Tevbe edip Allah’a dönmeden ölürlerse, varacakları yer ise; Cehennem
ateşinin ta kendisidir (Allah korusun!).

İkinci bölümde zikretmiş olduğumuz, deliller üzerinde oynayıp onları eğip büken, çağdaş diye
tabir edilen neidüğü belirsiz, köksüz ve ruhsuz yaşayışlarına dayanak arayan fırkaya gelince; işte
bu risâle onlar için yazıldı. Yani bu risâle ile onları, Allah’a dönmeye davet ediyoruz. Sırât-ı
müstakim üzere yaşamaya çağırıyoruz onları. Cehennem ateşine götürücü hevalardan
sakındırmak istiyoruz, uyandırmak istiyoruz. İnanıyoruz ki, onların; kafirleri taklit etmelerinin
esas sebebi bilgisizlikleri, basiretsizlikleri ve iman zafiyeti, ayrıca, kendilerini dosdoğru yola
çağıran örnek şahsiyetlerden de mahrum olmalarıdır.

Bu, kafirlere benzemenin en belirgin örneklerinden biri de; onların “Yılbaşı”larını tanımak ve
Yılbaşını hıristiyanların kutladığı günde kutlamaktır. Bu vesile ile, ‘yılbaşı’ adıyla bilinen bozulmuş
hıristiyanlık âdeti üzerinde bir nebze durmak istiyoruz.

Allahü Teâla, hıristiyanlar hakkında şöyle buyurur:

×Meryem oğlu Mesih Allah’tır, diyenler kafir olmuşlardırØ(Mâide,l7),

×Allah üçün üçüncüsüdür, diyenler kafir olmuşlardırØ(Mâide, 73)

Bu insanlar onların uydurma bayramını kutlarken, Mesih Aleyhisselâm’a ve O’nun doğum anısına
iftira etmektedirler. İsâ Aleyhisselâm onların yaptıklarından uzaktır ve bunların hepsini inkar
eder.

İşte onlar, bu uydurma yalanlar ve bozuk inançla, Allah celle celalûhu’nün hakkında hiçbir delil
indirmediği ve selim fıtratın nefret ettiği amelleri işlemektedirler.

Gariptir ki, Müslüman toplumun çoğu yahudi ve hıristiyanları taklit edip onların küfrî
bayramlarına uyduktan sonra da Müslümanlıktan söz ediyorlar. Peşinden bununla da yetinmeyip
ilericilik ve uygarlığın yahudi ve hıristiyanlara uymaktan geçtiğini zannederler. Bu, onların
dinlerinden uzaklaşmalarının ve kafirlerin uşağı haline gelmelerinin bir başka adıdır.

Oysa İslâm, insanoğlunun yegâne şerefi; yüzyıllar ötesinden insanoğlunun bilim ve istikâmet
menbâıdır. Bunu bir bilseler!

Allah cellecelalûhû nün dini, şeriatı/düzeni dışında kalan, diğer bütün şeriatlara/düzenlere
muhalefet etmek, onların din, gelenek ve bayramlarının tamamına, yeme içme ve giyim
kuşamlarında da onlara aykırı olmak, dinimizin temel kurallarındandır.

Bu konudaki delillerin tümünü ortaya koymaya gerek yoktur. Aksine, söz konusu delillerden
birkaçı bile yapılan hareketlerin tehlikesini açıklamaya yeterlidir. Hayra nasihat edenlerin çok az
olduğu günümüzde, dinimizin aslından olan nasihatleşme prensibini de böylelikle ihya etmiş
olalım:

1. ×Sonra seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin arzularına
uymaØ (Câsiye,18).

Şeyhülislâm Ebu Abbâs Harrâni şöyle der, “Burada’bilmeyenler’ sözüne, Allah’ın Şeriat’ına aykırı
davranan herkes girer. ‘Hevâları’ kavramı içerisine de, müşriklerin işledikleri amellerin hepsi
girer, ki bu davranışları onların dinlerinin gereğidir”.

2. ×Sana gelen ilimden sonra eğer, onların arzularına uyacak olursan, İşte o zaman zâlimlerden
olursunØ (Bakara, 145).

Ehli Sünnet müfessirlerinin icmâı vardır ki; “Bu ayeti kerimede onların tüm yaşantılarına
muhâlefet etmenin zorunluluğuna açık bir işaret vardır” demişlerdir.

3. ×Ey iman edenler! “Râinâ” demeyin “Unzurnâ” deyin. Söylenenleri dinleyin. Kâfirler için acı
veren bir azap vardırØ (Bakara, 104).

İbni Kesir Rahmetullahi Aıeyh, tefsirinde bu ayet hakkında şöyle der: “Allah azze ve celle, bu
ayetle, mü’minlerin, söz ve davranışlarında kafirlere benzemelerini yasaklamıştır. Çünkü
yahudiler «..Râinâ..» kelimesini Nebi (S.A.V.)’e alay niyetiyle kullanırdılar. Allahu Teâla da
mü’minleri bundan men etti”.

İbni Kesir şunları söyler; “Ayette söz, davranış, bayram, gelenek ve ibadetlerinde ve diğer tüm
işlerinde kafirlere uyanlara acı bir azapla cezalandırılmaları gibi ağır bir tehdit vardır”.

4. Allah Resûlü (S.A.V.); “Kim bir kavme benzerse o da onlardandır” (Sahihtir. Ebu Davud)
buyuruyor. Hadis-i şerifte, Müslüman olmayanlara benzeyenleri şiddetle kınama vardır. Kim
takvâ ehli ve salih insanlara benzerse, o onlardandır, kim de yahudi ve hıristiyanlara benzerse,
o da onlardandır.

5. Allah Resûlü (S.A.V.) “Bizden başkasının sünnetiyle amel eden bizden değildir” (Sahihtir.
Sahihul câmi) bir başka hadiste, “Başkalarına benzeyen bizden değildir. Yahudilere de
hıristiyanlara da benzemeyin. Yahudilerin selâmı parmaklarıyla, hıristiyanların ki ise, elleriyle
işarettir” (Sahihtir. Sahihül câmi) buyurmuştur.

Bunların tümü onlara benzeme hakkında ise, ya kâfirlere uyan, onların örf ve adetlerini
benimseyen, Müslümanları küçümseyip onlardan uzak duran, kısaca küfrü ve tüm küfrî değerleri
hayatının ayrılmaz bir parçası kılan kimsenin hükmü nedir acaba?!..

Kim Allah Resulü (S.A.V.)’in sünnetini terk eder ve bunu başka bir sünnet, alışkanlık adet veya
gelenekle değiştirirse, İslâm’a bağlı olduğunu söyleyip Müslümanların isimleriyle anılsa bile,
İslâm üzere değildir.

6- Allahu Teâla kafirlerin geleneklerine uymayan mü’minleri şöyle över, ×Onlar ki, yalan şahitlik
etmezler, boş bir şeye rastladıklarında vakar ile geçip giderlerØ (Furkan, 72). Ayetteki «..zûr..»
kelimesini müfessirler, “müşriklerin bayramı” şeklinde açıklamışlardır.

7- Resûlullah (S.A.V.) Medine’ye geldiğinde, onların oynayıp eğlendikleri iki günlerinin olduğunu
öğrendiğinde “Bu günler nedir?” diye sorar. Onlar da, “Cahiliyede bu iki günde eğlenirdik”
dediler. Bunun üzerine Resûlullah, “Allah bundan daha hayırlı olanı, kurban bayramı ve fıtr
(Ramazan) bayramını size verdi” (Sahihtir. Ebu Dâvud) buyurdu.

8- Adamın birisi “Bavâne” adlı bir yerde deve kesmek üzere adakta bulunmuştu. Resûlullah
(S.A.V.) ‘Orada daha önce câhiliye insanının taptığı putlardan biri bulunuyor muydu?’ diye sordu,
‘Hayır, bulundurmuyordu’ dediler. Resûlullah bu defa, ‘Peki, kafirlerin bayramlarından biri orada
kutlanıyor muydu?’ diye sordu, yine ‘Hayır’ dediler. O zaman Resûlullah adama, ‘Nezrini
(adağını) yerine getir. Allah’a isyanda da, insanın sahip olmadığı şeylerde de nezre sadâkat
yoktur’ dedi” (Sahihtir. Ebu Dâvud).

Bu hadiste gösterir ki, kâfirlerin bayram yerlerinde işlenen bir amel, hayır olsa bile başlı başına
Allah’a isyan sayılmaktadır. Çünkü bu, Allah’a isyan edilen yerleri meşru görmektir. Allah’a
isyanın söz konusu olduğu yerlerde şerî bir maslahat olmaksızın bulunmak da böyledir.

Ömer Radıyallahu Anh, “Allah düşmanlarının bayramlarından sakınınız” (Beyhakî) demiştir.

Allahu Teâla, Cehennem ashabı olan kafirlere benzemeyip onların yaptıklarını yapmamayı büyük
bir hikmet gereği olarak bize emretmiştir ki, onların sevgisi Müslümanların kalplerine girmesin.
Onlar Allah’tan ve de Müslümanlardan uzaktırlar. İş ve yaşantıda onlara benzemek, onlarla bir
olmak kalpler arasında ülfet ve yakınlığı doğurur. Bu da onları sevip saymayı beraberinde getirir.

Konu hakkında zikre şayân bir çok delil vardır. Daha geniş bilgi edinmek isteyenler Şeyhülislâm
İbni Teymiye’nin, “Sırâtı Müstakîm” adlı eserine başvurabilir.

Tüm bunlar, insanların; peygamberleri Muhammed Mustafa (S.A.V.)’in yolunu bırakıp nasıl
kafirlerin yoluna uyduklarını yeterince açıklar.

Müslüman olduğunu söyleyen bir çoklarının “yılbaşı kutlaması” adı altında edâ edilen bu çirkin
hıristiyan adetine katıldığını üzüntüyle görüyoruz. Yaşayan bir tek Müslüman bırakmamak üzere
eskiden haçlı seferleri, günümüzde ise daha kapsamlı silahlarıyla maddî ve mânevî savaş ilan
etmiş bulunan batılıların geleneğini taklit etmek gerçekten akıl almaz bir davranıştır. Özellikle bu
geleneğin içinde Allah’a isyan ve İslâm’la eğlenme de varsa bunun tehlikesi çok daha büyüktür.

Yapılanlar bir kutlamadan çok din, ırz, namus, ahlâk ve aile kavramlarını yıkmak için özenle
tasarlanmış bir programı andırmaktadır. Kişi, hem kendisi hem de çoluk çocuğu için nerede
durduğunun farkına varmak zorundadır… Allah, bu çirkefliğe alet olana akıl ve izan versin!.

Hanefî ulemâsından Molla Ali Kâfl RahmetullahiAleyh, şöyle der: “Kim Nevruz günü kâfire bir
yumurta hediye ederse kafir olmuştur. Çünkü, bu davranışıyla kafire; küfründe ve sapıklığında
yardımcı olmuş, onları teşvik etmiş veya bununla onlara benzemiştir”.

Eğer bu hediyeleşme onların geleneğinin bir uzantısı ise Müslümana da verilen böylesi bir
hediye aynı hükümdedir. Çünkü iki durumda da onlara benzeme söz konusudur. Ancak, onların
bir geleneği değil de bunun dışında hediyeleşme olursa bu farklı ve güzeldir.

“Mecmau’n-nevâzil”de: “Nevruz kutlamalarını gören bir Müslüman, ‘ne güzel bir gelenek’ dese,
kafir olur” ifadesi yer alır. Böyle davranan kimse bu hareketiyle küfrün çıkmasını hoş görmüş,
İslâma noksanlık zâfet etmiş olur!

“Fetâva Suğra”da ise şöyle denmiştir: “Kim Nevruz günü, daha önce hiç satın almadığı bir şeyi
Nevruz’u kutlamak için satın alırsa, kafir olur” (Fıkhı Ekber Şerhi). Aynı şekilde, daha önce hindi
satın alıp yemeyen kimse, yılbaşını kutlamak için satın alırsa küfre düşer.

Müslüman olduğunu söyleyen çokları kafirlere belirgin olarak şu hususlarda benzemiştir:
Bunların başında onların en belirgin özelliği olan ve dini yaşanmayan vicdâni bir duygu sayarak
onu sembolleştirmeyi esas alan beşerî sistem ve ideolojileri benimsemek gelir.

Bunu da şekil şemalde onlara benzemek izler. Sakal kesilir, giyim kuşam onlarınkine benzer,
evlere resim asılır, eşyalar ve mobilyalar bir hıristiyanın evini andırır. Onların dinlerinde önemli
ve kutsal sayılan noel ağacından alıp evlerine koyup bu vesileyle süs yapıp birbirlerini tebrik
eden ve Müslüman olduklarını söyleyenlere rastlamak işten bile değildir.

Artık görünüşe sirâyet eden bu taklitler, bir süre sonra kalbe de nüfuz eder ve kişinin
düşünceleri de aynı doğrultuda, paralel değişimler gösterir.

Durum gayet açıktır: İnanıldığı gibi yaşamamanın faturası, yaşanıldığı gibi inanılarak ödenir!..

Tüm bunlar sonuçta, uzun bir zaman cihana hüküm sürmüş bir ümmetin, domuz etiyle beslenen
din, ahlak ve namus düşmanlarına hayranlık duymayı beraberinde getirir. Toplum, bu sûrette
kendi değer yargılarını unutur ve henüz dün sayılabilecek kadar yakın olan bir zamanda ülkesini
yutmak isteyen bir milletin, kokuşmuş değerleriyle yaşamayı kendine onur kabul edebilecek
kadar alçalır!..

Kafirlerin bir takım inançları doğrultusunda edindikleri tüm işaret, gelenek, adet ve düşünceden
kaçınarak; selâmlaşmak, akraba ziyaretinde bulunmak, hayırda yardımlaşmak, namaz, hac,
zekat, oruç, iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak ve güleryüzlülük gibi büyük dinimiz İslâmın
tamamı insanlık için hayır olan şiârlarıyla izzetlenmek hem imânî, hem de toplumsal bir
vecibedir.

Müminlere karşı merhametli, kafirlere karşı izzetli durmak, Allah için sevip Allah için
buğzetmenin en önemli dinamiğidir. Ki bu da İmanlı olabilmenin temel kaidelerindendir.

O halde, Peygamberimiz (S.A.V.)’i ve O’nu dost edinenleri bırakıp şeytan ve de Allah
düşmanlarını dost edinmenin ahirette getireceği sorumluluğu düşünerek bu ve benzeri çirkin
taklitleri bırakmalıdır:

×Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun: babaları, oğulları, kardeşleri, ya da akrabaları
da olsa Allah’a ve Resûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin…Ø (Mücâdele, 22)

Allahu Teâla, bizlere sevdiklerini sevmeyi, düşman olduklarına da düşman olmayı nasip etsin. O
ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır.
Bizler Nefsimize hakim olmazsak ileride fena ateşe düşmüş oluruz Yılbaşında 1 kaç saatlik zevk
uğruna kendinizi yakmayın Sonra pişman olan ben değil siz olursunuz !! Selam ve Dua ile
Allah’a emanet olun inşallah.

Benzer yazılar



Etiketler : , , , , , , ,

Sen de Yorumla!