Cennet | Ömer Faruk KURAL

Ömer Faruk KURAL

Cennet

  • Konu Hakkında ;

Cennet
Soru: Cennet Nasıl Bir Yerdir?

Cevap:

  • Cehennem üzerine kurulmuş sırat ile geçilen gizemli hayat.
  • Hz. Adem’in yasak ağacın meyvesinden yediği için dünyaya gönderildiği adres…
  • İçinde bulunan bitki ve ağaçların gölgesiyle kaplanmış yerle gök arası geniş bir meyvelik bahçe.
  • İman edip sâlih amel işleyenlerin ebedî âlemdeki makamı…
  • Rablerinin huzuruna suçlu olarak varmaktan korkanların ve nefsini hevasından arındıranların konağı.
  • Allah’ın rızasını kazananlar için mükafat olarak hazırlanmış hoş bir mekan.
Altlarında ırmaklar akar Adn cennetlerinin, orada İrem ve Gesi bağlarını mecazda bırakarak çekirdekli ve çekirdeksiz üzüm bağları ve asmalar vardır. Asmalı konaklar vardır içinde huriler oturan. Mü’minler pınar başlarında yüzerler Naim cennetlerinde… Hüsna cennetinde görür Allah’ın kulları Rablerini… Dolunaya bakar gibi temaşa ederler yaratıcılarını… Kimisini aşk-ı Hak almış durur… Kimisi Tur’da Rabbinin tecellisini gören Musa gibi olur. Kimisi kılıçların gölgesinde gelmiştir Cennet’e, kimisi anasının rızasını alarak varmıştır selam yurduna… Kimisi sabır sayesinde giymiştir ipek elbiseyi. Kimisi altın kâseden içmiştir Kevser’i…    
Peygamberlerin davetine uyarak iman edip, dünya ve ahirete ait işleri, kulluk vazifelerini elden geldiği kadar güzel bir şekilde yapan temiz ve müttakî kişiler için hazırlanmış bir huzur ve saadet yurdudur. Kısaca  ahiretteki nimetler yurdunun adıdır.

 

Kur’an-ı Kerîm ve hadis-i şeriflerde Cennet, çeşitli şekillerde tasvir edilmiştir. Bilhassa Kur’an-ı Kerîm’de  ağaçları altından ırmaklar akan Cennetler şeklinde anlatılmaktadır:

 

“Cennet takva sahiplerine, uzak olmayarak yaklaştırılmıştır. İşte size va’dolunan, gördüğünüz şu Cennet’tir  ki, O, Allah’ın taatına dönen onun (hudud ve ahkâmına) riayet eden çok esirgeyici Allah’a bütün  samimiyetiyle gıyâben saygı gösteren, hakkın taatına yönelmiş bir kalble gelen kimselere aittir. ” 


(Kâf, 31-33)

 

“Tövbe edenler, iyi amel ve harekette bulunanlar öyle değil. Çünkü bunlar hiç bir şeyle haksızlığa  uğratılmayarak Cennet’e, çok esirgeyici Allah’ın kullarına gıyâben va’d buyurduğu Adn Cennet’lerine  gireceklerdir. Onun vadi şüphesiz yerini bulacaktır. Orada selâmdan başka boş bir söz işitmeyeceklerdir. Orada sabah, akşam rızıkları da ayaklarına gelecektir. O, öyle Cennet’tir ki biz ona kullarımızdan gerçekten  müttakî olanları vâris kılacağız. ” 

(Meryem, 60-63)

 

Cennet, bu dünyada yapılan iyiliklerin ahirette Allah tarafından verilen karşılığıdır. 

Kur’an’da Cenâb-ı Allah   şöyle buyurmaktadır:

 

“Adn Cennetleri vardır ki altlarından ırmaklar akar. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar. İşte günahlardan  temizlenenlerin mükâfatı.” 

(Tâhâ, 76)

 

Cennet Cehennem Ehlinin Konuşması
Soru: Cennet Cehennem Ehlinin Konuşması Nasıldır?

Cevap:Cennet Kur’an-ı Kerim’de Cennet ehli ile Cehennem ehli arasında konuşmalar yapılacağı da belirtilerek bu konuşmalardan nakiller yapılmaktadır:

“O gün, münafık erkekler ile münafık kadınlar, iman edenlere derler ki: “(Ne olur) Bize bir bakın, sizin nurunuzdan birazcık alıp-yararlanalım.” Onlara: “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp-bulmaya çalışın” denilir. Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet, dış yanında o yönden azap vardır.

(Hadid,13)


Münafıklar) Onlara seslenirler: “Biz sizlerle birlikte değil miydik?” Derler ki: “Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (Müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip-beklediniz, (Allah’a ve İslam’a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp-aldattı. Sonunda Allah’ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak, hatta masumca sizden görünerek) aldatmış oldu.” 

(Hadid,14)


Cennet de Nasıl Ağaç Dikilir?


Soru: Cennete nasıl ağaç dikilir?


Cevap:Peygamberimiz (s.a.v) buyurdu ki,

– Cennetde ağaç yokdur. Oraya çok ağaç dikiniz!.

– Oraya ağacı nasıl dikelim dediklerinde,

-Tesbîh, tahmîd, temcîd ve tehlîl okuyarak) buyurdu.

Yanî, (Sübhânallahi velhamdü lillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber) diyerek Cennete ağaç dikiniz buyurdu.

Bir hadîs-i şerîfde,

-Bir kimse, Sübhânallahil’azîm ve bihamdihi derse, onun için Cennetde bir ağaç fidanı dikilir, buyurdu.

Görülüyor ki, Cennet ağacı, dünyâda harfler ve sesler şeklinde, bu kelimeye yerleşdirilmiş olduğu gibi, Cennetde, bu kemâller ağaç şeklinde bulunmakdadır. Bunun gibi, Cennetde bulunan herşey, dünyâdaki ibâdetlerin, iyi işlerin netîceleridir. Allahü teâlânın kemâllerinden herhangi biri, bu dünyâda, iyi sözlerde ve iyi işlerde yerleşdirilmiş olduğu gibi, bu kemâlât, Cennetde, lezzetler, nimetler perdesi altında meydâna çıkar. Bunun içindir ki, oradaki lezzetleri, nimetleri Allahü teâlâ beğenir. Bunları tadmak, Cennetde sonsuz kalmağa ve Allahü teâlâya kavuşmağa sebeb olur. Zevallı Râbi’a (rahmetullahi aleyhâ) eğer bu inceliği anlamış olsaydı, Cenneti yakıp yok etmeği düşünmezdi. Ona bağlılığı, Allahü teâlâya bağlılıkdan başka sanmazdı!


 

Cennet de Allah’ın Görülmesi
Soru: Cennette Allah’ı görecekmiyiz?
Cevap: Allah’ın Âhirette Görülmesi (Rü’yetullah). Müminler, âhirette, cennete girdikten sonra Allah’ı göreceklerdir. Bu görmenin mahiyeti hakkında kesin bilgi yoktur. Ancak bilginler Allah’ı görme olayında, bu dünyada varlıkların görülmesi için zorunlu olan şartların gerekmediğini ileri sürmüşlerdir.

Kur’ân-ı Kerîm’de “Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parlayacaktır. Rablerine bakacaklardır” (Kıyâmet,22-23) buyurularak, âhirette müminlerin Allah’ı görecekleri haber verilmektedir.

Resulullah (sav) buyuruyor:

“Muhakkak ki siz şu ayı görüşünüz gibi, Rabbinizi de göreceksiniz. Ve o sırada izdihamdan ötürü birbirinize zarar vermiş de olamayacaksınız”

“Cennetlikler Cennet’e girdiği zaman  Allah (c. c.) şöyle buyuracak:

“Size daha da vermemi istediğiniz bir şey var mı?” Cennetlikler de Şöyle derler:

“Yüzlerimizi ak çıkarmadın mı, bizi Cennet’e koymadın mı, bizi Cehennem’den kurtarmadın mı? (o yeter).”

Rasûlullah sözlerine devam buyurarak:

“Cenâb-ı Hak perdeyi kaldırır, Cennetliklere artık Rablerine  bakmaktan daha sevimli gelecek hiç bir şey verilmiş olmaz. “

Müminlerin Allah’ü Teâlâ’yı Cennet’te görmeleri, herhangi bir yön, yer ve şekilden uzak olarak vukû  bulacaktır. Bunun keyfiyeti bizce meçhuldür.

“Allah bilir” deriz. Kur’an ve Sünnet’te bildirildiği için kesinlikle böyle inanırız.

 

 

Cennette Hangi Dil Konuşulacak?
Soru: Cennette hangi dili konuşacağız?

Cevap: Cennet dili Arapça’dır. Değildir diyenlere deriz ki:

Resululullah (s.a.v) buyuruyor:

“Üç hasletten dolayı Arabı seviniz:
Çünkü ben Arabım,
Kur’ân-ı Kerim Arapça olarak nazil olmuştur.
Cennet ehlinin konuştukları dil Arapçadır.” (1)

Allah Resülü, İki Cihan Serverinin (s.av) konuştuğu dil Arapça olacak da Cennet dili Arapça dan başka bir dil mi olacak. Hz.Adem (a.s) yeryüzüne indirilmeden Arapça konuşacak da, Cennet dili mi Arapça olmayacak?

 

Hz.Aişe r.a. buyuruyor:
Cennet ehli Muhammed aleyhisselamın diliyle konuşacaklar. (2)

(Allahulalem)

Kaynak:
1) Feyzu’l Kadir, İmam Münavi, İbni abbas’tan rivayet edilmiştir.
2) Mevahib-ül Ledünniye, İmam Kastalani

 

Cennette Kadın

Soru: Cennette kadın nasıldır?

Cevap: Gerek cennet ve gerekse cehennem, hem erkek ve hem  


Kitap ve sünnet kaynaklarında yapılan açıklamaları, uslübü ve islamı  tam bilmeyenler yanlış anlamışlar, yanlış yorumlamışlar bunlardan, ilahi sıfatlar, mantık ve vicdan ile bağdaşmayan sonuçlar çıkarmışlardır.  “Cennetin adeta erkek sultanların sarayı olması, kadınların orada da ikinci sınıf kullar durumunda oldukları, cehennemi dolduranların çoğunun kadınlar olması…” bu cümledendir. Bu yanlış  anlayışları düzeltmek gerekirse;de kadın kullar için açıktır, yaratılış  bakımından bu iki cinsin cennet ve cehenneme girmeyi hak etmede fırsat eşitlikleri vardır. Fiilen hak ediş ise serbest irade ile gerçekleştirilen iyi veya kötü davranışlara bağlıdır.

Ayetlerde ve sayılan çok az sayıda mütevatir (1) hadislerde, cennete veya cehenneme girme ve ebedi mutluluğa erme bakımından kadının aleyhinde olan bir bilgi mevcut değildir. Bu kaynaklarda, “nimette-külfette, cezada mükafatta eşitlik” bulunduğu bildirilmektedir.

Cennet yalnızca erkeklerin sarayları değildir; orada kadın da, erkek de saraylarının sultanlarıdır.

Cennette kadına da erkeğe de dilediği, arzu ettiği, canının çektiği, elde edince mutlu olacağı her şey verilecektir.

Cennet sonsuz bir mutluluk yeridir; ancak insanoğlu bu mutluluğu daha önce ne tanımış, ne tatmıştır. Bu sebeple insanların, dünyadaki  zevkleri, alışkanlıkları, kadın-erkek ilişkisindeki cinselliği olduğu gibi ahirete taşımaları, nasları buna göre yorumlamaları gerçeğe uygun değildir.

Mütevatir olmayan hadislerde “cennette erkeklere ikişer adet dünya hatunu verileceği” bildirilmiştir. Bundan kadınların aleyhine ve erkeklerin lehine bir sonuç çıkarmak mümkün değildir; çünkü bu da erkeklerin dünyada tattıkları ve arzuladıkları şeylerin kelimeleri kullanılarak- imrendirmek üzere- söylenmiş bir sözdür. Ayrıca kadın tek olmayı istiyorsa veya başka erke istiyorsa ona da bunlar verilecektir. Burada önmelki olan dünyadaki isteklerimiz ve yapımız ile cennetteki isteklerimiz, isteme kabiliyetimiz ve yapımızı birbirine karıştırmamaktır. Problem varsa işte bu karıştırma sebebiyle vardır.

Vakı’a suresinde huriler kastedilerek “..onları bambaşka bir yapıda yeniden yarattım…” (56/22,37) buyurulmuştur. Müfessirler bu hurilerin dünyada yaşlanmış  ve buruşmuş olarak vefat eden kadınlar oldukların ifade etmişlerdir. Buna göre huriler de melek değil, insandır, dünyada yaşamış  kadınlardır ve cennette sayılan erkeklerden daha fazladır.

Erkek ve kadın olarak Allah Tealanı has ve arif kulları cenne, köşk, kadın, yiyecek, içecek, bağ ve bahçe için istamezler, cenneti aşık oldukları Cemal-i İlahi için, özledikleri Habibiullah (s.a.) için isterler.

Kaynak: Prof.Dr.Hayrettin Karaman’ın “İslam’da Kadın ve Aile” isimli eserinin “Cennette Kadın” adlı yazısından özetle alınmıştır.
Mütevatir Hadis: Peygamberimiz’den bize kadar, haberin ve bilginin doğruluğundan şüphe etmeyeceğimiz ölçüde ve sayıda kimsenin naklede geldikleri hadisler.

 

Cennet şu anda var mı?
Soru: Cennet şuanda var mıdır?

Cevap:  
Ehl-i Sünnet inancına göre, Cennet halen vardır, yaratılmıştır, hazırlanmıştır. Nitekim şu  ayet bunu açıkça ifade eder: 

“Rabbinizin mağfiretine ve eni göklerle yer kadar olan Cennet’e koşun. O Cennet takva sâhipleri için hazırlanmıştır. “
(Âli İmrân, 133)

Peygamber Efendimiz (sav.) şöyle buyurmuşlardır:
“Demincek Cennet ile Cehennem şu duvarın yüzünde bana arz olundu.”

“Cennet bana yaklaştı, o kadar ki, eğer cür’et edeydim salkımlarından bir tânesini size getirebilecektim.”

 

Cennet ve Cehennem’in Ebedîlîği
Soru: Cennet ve cehennem ebedi midir?

Cevap:Cennet’in de, Cehennem’in de varlığı ebedî olarak devam edecektir.
Kur’an ve Sünnet nassları, hem Cennet’in, hem de Cehennem’in şu anda mevcut olduğunu, kıyamet, haşir ve hesap süreçlerinden sonra Cennetlikler Cennet’e, Cehennemlikler Cehennem’e gittikten sonra orada ebedî kalacaklarını açık bir şekilde ifade etmektedir.

Şu kadar ki, Cennet’e gidenlerin hiç birisi oradan bir daha çıkmayacak, ancak Cehennem’e gidenlerin bir kısmı, yani günahkâr mü’minler, günahları miktarınca azap gördükten sonra Cehennem’den azad edilecek ve ebedî hayatlarına Cennet’te devam edeceklerdir.


Ancak; bizim varlığımızın sonsuzluğunun, Allah Teala’nın varlığının sonsuzluğu “gibi” olmayacağını, zira bizim sonsuzluğumuzun da varlığımız gibi “mümkin”, O’nun sonsuzluğunun ise varlığı gibi “zorunlu” olduğunu  unutmamak gerekir.


Kaynak :  Cennet ve Cehennemin Ebediliği, Ebubekir Sifil,  Milli Gazete, 17/12/2005

 

Cennet yeryüzünde miydi?
 Soru: Cennet yeryüzünde miydi?
Cevap: ” Biz: Ey Âdem! Sen ve eşin  beraberce cennete yerleşin…” 

(Bakara Suresi 35) 

Cennet yeryüzünde şeklinde zannedenler olmuşlardır. “Filistin’de yahut Fâris ile Kirmân arasında bir cennet idi. İnişi de oradan Hindistan’a nakliydi.” denilmiştir. Bu şöyle bir anlayışla söylenmiştir:

-Çünkü Âdem’in yaratılışı yeryüzünde olduğunda ittifak vardır.
-Kıssada semaya yükselmesi zikredilmemiştir. Olsa idi öncelikle hatırlatılırdı.
-Bir de ebedi cennet olsaydı, çıkılmaz ve şeytan oraya giremezdi.

Ancak bu tahmin, göründüğü kadar makul ve tabii değildir. Âdem’in yeryüzüne inişi, yeryüzünde ortaya çıkması, akıl ve nakle daha uygundur. 

-Ebedi cennet de devamlı oturmak için girmekle, misafir olarak girmek arasında da fark vardır.
-“Cennet”, ahirette müminlerin varacağı sevap evidir ki, şimdi mevcut, fakat dünyada görüşten gizlenmiştir. Ve “Cennet” denilince Kur’ân dilinde bilinen budur.
-Âdem’in cennette oturması hali, ahiret âleminin meydana gelişine benzer bir ilk oluştur. Ve bu durum bize göre bir makul âlemdir.
-Yeryüzü ile onun arasında mekanla ilgili bir uzaklık tasavvuruna da lüzum yoktur. O da aynı feza içindedir.Bunda akla yaklaştırmak için söylenebilecek olan söz: Âdem’in ruhunun bütün kemal kuvvetlerini haiz olarak, maddeye, önceki unsurlara ilk ilgisi, diğer deyişle beşerin aslı olan ilk Âdem’le ilgili hücreciğin esîrî bir şekilde oluşumu ve ondan eşinin ayrılmasıdır. Muhyiddin-i Arabî’nin bir deyişine göre, ruhun tabiata ilk verilişidir.

Kaynak: Elmalı Tefsiri Bakara Suresi 35.ayet 

Cennet’in Anahtarı
Soru: Cennetin anahtarı nasıldır?

Cevap: 
Son sözü Kelime-i Tevhîd olan kimsenin mükâfatı Cennet’tir .

Bu durumu hadisçiler şöyle yorumlarlar: Lâ ilâhe illallah, Cennet’in anahtarıdır, ancak bu anahtarın dişleri vardır, onlarda ilâhi emirlere bağlı olmak itaat ve ibadet etmektir. Bir de “Lâ ilâhe illallah” demekle, birinin müslümanlığına hükmedilmez, “Muhammedün Rasûlullah” (Muhammed Allah’ın peygamberidir) sözünü de eklemesi gerekir. Hatta İslâm dininden başka bütün dinlerden uzak olması icab eder. Bu inançta olan  kimse, ehl-i kebâir (büyük günah işleyen) de olsa, günahı kadar Cehennem’de ceza gördükten sonra Cennet’e girecektir.

Muaz b. Cebel (r.a.)’ın Hz. Peygamber (s.a.s.)’den rivayet ettiği şu hadis  meseleyi açıklığa kavuşturur:

“-Hiç bir kimse yoktur ki, kalben tasdik ederek Allah’dan başka ilâh olmadığına ve Muhammed (s.a.s.)’in, Allah’ın kulu ve resûlü olduğuna Şehadet etsin de, Allah ona Cehennem’i haram etmiş olmasın (herhalde  harâm eder)”

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat inancına göre, “Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Rasûlullah” diyen ve bunun  gereğince iman edip salih amel işleyen her kimse Allah’ın izniyle mutlaka Cennet’e girecektir. Cennetlikler,  hastalık, sakatlık, ihtiyarlık, huysuzluk vs. hallerden uzak olarak yaşayacaklardır.

Kaynak: Cennet, Durak PUSMAZ, Şamil İslam Ansiklopedisi

 

Cennettin Tabakaları
Soru: Cennetin tabakaları nasıldır


Cevap: İbn Abbâs (r.a.)’dan gelen bir rivayette, Cennetin yedi tabakası olduğu haber verilmektedir. Bu tabakalardan her birinde, müminlerin yaptıkları iyi işler karşılığında girecekleri veya  yükselecekleri derece veya mertebeler vardır. Bunlar:

1-Nâim Cenneti: “Beni Cennetü’n-Nâim’in varislerinden kıl… ”
(Şuârâ, 85) (Ayrıca bk. Mâide,65; Tevbe, 21; Yunus, 9)

2-Adn Cenneti : “Şüphesiz ki, iman edenler ve güzel amel işleyenler yok mu, işte onlar mahlûkatın en hayırlısıdırlar. Onların mükâfâtı Rableri katında And Cennetleridir ki onların altlarından nehirler akar, orada onlar ebedî kalıcıdırlar, Allah onlardan razı olmuştur, onlar da ondan razı olmuşlardır. Bu Rabb’inden  korkanlar içindir. ”
(Beyyine, 8, Ayrıca bk. Tevbe, 72; Ra’d, 23; Nahl, 31)

3-Firdevs Cenneti : “Şüphesiz, iman edip güzel amel işleyenler için barınak olarak Firdevs Cennetleri. vardır”
(Kehf, 107 ve Mü’minun, 11)

4-Me’vâ Cenneti: “İman edip güzel amel işleyenlere gelince, onlar için Me’vâ Cennetleri vardır. ”
(Secde, 19 ve Necm, 15)

5-Dârü’s-Selâm: “Halbuki Allah Dârü’s-Selâm’a çağırıyor ve O, dilediği kimseleri dosdoğru bir yola hidâyet buyurur. ”
(Yunus, 25 ve En’âm, 127)

6-Dârü’l-Huld: “O Rab ki, fazlından bizi durulacak yurda (Cennet’e) kondurdu.”
(Fâtır, 35)

7) İlliyyûn :

Her ne kadar İbn Abbâs Cennet’in tabakalarını yedi ile sınırlandırmışsa da, ayetlerden anlaşıldığına göre, Cennet’in bir çok tabakası vardır. Burada İbn Abbâs’ın haber verdiği ve ayetlerde adları geçen Cennet  tabakaları, Cennet’in en yüksek tabakalarıdır. Çünkü bu tabakalarda da bir çok tabaka vardır. Nitekim Allah Teâlâ’nın Nâim Cennetleri veya “Firdevs Cennetleri” şeklindeki çoğul ifade eden ayetleri buna delildir.

Kaynak: Cennet, Durak PUSMAZ, Şamil İslam Ansiklopedisi

 

Cennetlikler Kimlerdir?
Soru: Cennetlikler kimlerdir?

Cevap: Kur’an ve Sünnet’te ifade buyrulduğuna göre, peygamberlerin davetine uyup iman eden ve amel-i sâlih işleyen kimseler Cennet’e gireceklerdir. Bu kimseler Cennetliktir. Esasen Allah’a ve insanlara  karşı görevlerini yerine getirmekle insan daha dünyada iken manevî bir huzura kavuşur, maddî refah  sağlanır ama tam manasıyla huzur ve kardeşlik Cennet’te gerçekleşir:
“Takva sahipleri, elbette Cennet’lerde ve pınarlardadırlar. Girin oraya selâmetle, emin olarak. Biz, O Cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar. Orada kendilerine hiç bir   zahmet dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değiller.” (Hicr,45-48).

Kur’an-ı Kerîm de:

-Namazını eksiksiz kılanlar, malından bir kısmını yoksullara ayıranlar, ceza-hüküm gününe inananlar, Allah’ın gazabından korkanlar,ırzlarına sahip olanlar, sözlerine ve emânete sadık kalanlar, doğru şahitlikte bulunanlar  (1).

-Cenâb-ı Hakk’ın rızasını dileyerek sabredenler (2);
-Şükredenler (3)
-Yürekten tövbe edenler  (4)
-Allah yolunda canını feda eden şehitler (5)
-Allah’a yönelmiş bir kalble idealize olmuş müslümanlara “Allah’ın ölçüsünde Allah’a yönelenlere” (6) içinde ebedî kalınacak Cennet’e girecekleri yüce Rabbimiz tarafından  müjdelenmiştir.

“İmran b. Husayn (r.a.)’dan rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.s.) Cennet ehlinin çoğunun fakirler olduğunu ifade buyurmuşlardır . Hadis yorumcuları bunu şöyle açıklarlar. Bir çok kötülükleri insana mal işletir. Çoğu insan mal yüzünden azar. Onun için maldan mahrum fakirler çoğunluğu oluşturduğundan bunların Cennet ehlinin çoğunluğunu teşkil etmesi de olağandır.

Kaynak: Cennet, Durak PUSMAZ, Şamil İslam Ansiklopedisi

1) Meâric, 70/23, 24, 25, 26, 27, 29, 33
2) 
Ra’d, 13/20, 21, 22, 23
3) Ahkâf, 35/15-16
4) Tahrim, 66/8
5)
 Bakara, 2/154 
6) Kaf, 50/31-34

Eşler Cennette Birlikte mi Olacak?
Soru: Eşler cennette birlikte mi olacak?

Cevap: Müslüman olan eşler için Kur’an-ı Kerim şöyle diyor.

 

“Siz ve eşleriniz cennete girin orada ağırlanacaksınız.”

(Zuhruf, 70)

“O gün cennetlikler eğlence içinde zevk sürecekler. Onlar ve eşleri gölgeliklerde, koltuklar üzerinde yaslanacaklar. Onlar için orada meyveler ve arzu ettikleri her şey vardır.” 

(Yasin, 55-57)

“Biz Cennet kadınlarını yepyeni bir yaradılışla yaratacağız. Onları bakire yapacağız. Kocalarına düşkün ve aynı yaşta. Bütün bunlar amel defterlerini sağdan alanlar içindir.”
(Vakıa, 35-38)

Bu ayetlerin beyan ettiği şey şudur. Eşlerin ikiside müslüman ise cennette birlikte olacaklardır.

Kaynak: Ahiretten Haber Var, Rauf Pehlivan, Motif Yayınları, Temmuz 2009

Cennete İlk Girecek Kadın
Soru: Cennete girecek ilk kadın kimdir? 

Cevap: Fatıma’ ya şöyle der ; Bir gün Rasulallah (s.a.v) efendimiz kızı Hz.


– Cennete giren ilk kadın kimdir biliyormusun ?

Hazreti Fatıma cevap verir ;

– Ey Fahr-i Kainat ben değilmiyim ?

Rasulallah efendimiz der ki ;

– Hayır, filan yerde filan evde bir kadın var o dur.

Hazreti Fatıma şöyle der ;

– Ne amel işlemektedir de cennete giren ilk kadın olacaktır

Rasuallah efendimiz cevaben git onu ziyaret et görürsün der. Hazreti Fatıma hazırlanıp o kadının evine gider. Kapıyı çalar çok çirkin bir ses ona cevap verir. 

– Kimsiniz ?

Hazreti fatıma şöyle der ;

– Ben Fatıma.

– Hangi fatıma? der kadın,

Hazreti Fatıma şu cevabı verir ;

– Rasualllah (s.a.v) in kızı Fatıma.

Kadın şöyle seslenir.

– Kusura bakma iki cihan serverinin kızı, Kocam şu an evde yok, kendisi benden başka kimseye Kapıyı açma dedi, Bende söz verdim açamam ey rasulllahın kızı. İstersen yarın gel başımın üstünde Yerin var sana canım kurban, O zamana kadar kocamdan izin alırım. 

– Peki, Tamam.. der Hazreti Fatıma

Ertesi gün olur, Hazreti Fatıma yine o kadına giderken yanına Hazreti Hüseyin gelir, Beni de götür Der, Hazreti Fatıma oğlunu kıramaz ve tamam gel beraber gidelim der. O kadının evine gelirler Kapıyı çalar. 

– Kimsiniz ? der kadın

Hazreti Fatıma cevap verir;

– Benim, Fatıma.

Kadın şöyle der,

– Ey cihan serverinin mübarek kızı yanında bir erkek çocuğunun sesi duyulur. Kimdir O ? der.

– Benim oğlum Hüseyindir. O da peşime takıldı gelmek istedi bende kıramadım. diye cevap verir Hazreti Fatıma.

Kadın Üzülerek şöyle der.

– Kusura bakma Ey Rasul kızı Hazreti Fatıma, Ben kocamdan sadece senin için izin istedim Oğlun Hüseyin için istemedim. Sen bugün git yarın gel o zaman Hüseyin içinde izin isterim. 

– Peki, Tamam… Der Hazreti Fatıma. Evine döner.

Ertesi gün olur. Hazreti Fatıma ile Hazreti Hüseyin tam yola çıkacakken

kardeşi Hazreti Hüseyini gören Hazreti Hasan ağlamaya başlar beni de götürün der, Hazreti Fatıma oğlunun bu isteğini kıramaz ve Onu da yanına alır ve yola çıkarlar. Kadının evine gelirler. Kapıyı çalar ve yine o çirkin kadın sesi cevap verir. 

– Kimsiniz ?

– Ben Fatıma. der

– Yanında kim var Ya Rasulallahın Kızı Fatıma

– Oğlum Hüseyin var birde Hasan var, Hüseyini gelirken gördü ağladı, gelmek istedi bende kıramadım.

Kadın Üzülerek cevap verir ;

– Kusura bakma Ya Rasul kızı Fatıma ben kocamdan sadece sen ve oğlun Hüseyin için izin aldım Hasan için Almadım yarın gel kocamdan Hasan içinde izin alayım. der

Hazreti Fatıma ;

– Peki, Tamam der..

Ertesi gün olur. Hazreti Fatıma, Hazreti Hasan ile Hüseyini yanına alarak o kadının evine giderler. Kapıyı Çalarlar

– Kimsiniz ? der kadın.

– Ben Fatıma.

– Yanında Hazreti Hüseyin Ve Hazreti Hasan’ dan başka biri var mı Ya Rasul Kızı Fatıma.

– Hayır yok. der Hazreti Fatıma

Ve kapıyı açılır, Kapıyı açan o kadar güzel bir kadındır ki yüzünden nurlar akıyor. Çok güzel örtünmüş Çok güzel bir kadın. Ağzını açar ve bir misket büyüklüğünde taşa benzeyen bir cisim çıkarır ve ; 

– Hoşgeldin Sefa getirdin Ey Rasulallahın kızı Fatıma. der

Hazreti Fatıma ilk olarak kocasına olan itikatını beğenir. Ve Şöyle der.

– Üç gündür Kimsiniz diyen yaşlı kadın senmisin ? der

– Hayır. Der kadın.

– Peki o yaşlı kadın kimdi ?

– Yaşlı kadın yoktu Ya Rasuallahın Kızı Fatıma, ağzımda taş vardı o yüzden sesimi değiştirdim

– Peki neden değiştirdin, der Hazreti Fatıma

Kadın Şu Cevabı verir. 
– Belki sesimi duyupta yoldan geçen bir erkek şehvetlenir, Kötü amel işler diye değiştirdim Ya Hazreti Fatıma

Zebani
Soru: Zebaniler kimdir
Cevap:

Cehenneme gidenlerle meşgul olan melek, cehennemlikleri cehenneme atmaya memur edilen melek, cehennem bekçisi. Çoğulu “zebâniyyûn”dur.

Cehennem bekçisi olan zebânîler, azap melekleri diye tavsif edilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm diliyle zebânî, “Cehennem koruyucusu”dur.

Kur’ân-ı Kerîm’in altı ayrı sûresinde dokuz âyette (Zümer, 71, 73; Duhân, 47-50; Tahrîm, 6; Mülk, 8; Müddessir, 31; Alak, 18) “zebânî” kelimesine atıflar vardır.

Kelime açık olarak ve “ez-zebâniyye” şeklinde yalnız bir âyette (Alak, 18) geçmektedir.

Müddessir, 30. âyetinde zebânilerin sayısının 19 olduğu açıklanmış, onların melek olduğu özellikle belirtilmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’deki “zebânî” kelimesinin atıf şeklinde geçtiği âyet meâllerinin ilgili cümleleri şöyledir:

“Biz o ateşin bekçiliklerine meleklerden başkasını memur etmedik” 
(Müddessir 31)“Ey iman edenler, gerek kendilerinizi, gerek ailelerinizi öyle bir ateşten koruyun ki, onun yakacağı insanla taştır. O ateşin üzerinde iri gövdeli sert tabiatlı melekler vardır…” 
(Tahrîm, 6)

“O küfredenler, ayrı ayrı bölükler halinde cehenneme sürüldü. Nihayet oraya geldikleri zaman onun kapıları açıldı. Cehennemin bekçileri onlara şöyle dedi…” 

(Zümer, 71)

“(Zebânilere); Tutun onu da denilir, sürükleyerek cehennemin tâ ortasına götürün”
(Duhan, 47)

 

Bu meâller dikkatle incelendiğinde Müddessir, 31 ve Zümer, 71 âyetlerinde zebânilerin “Cehennem bekçileri” ve “Melek” oldukları, Tahrîm, 6 âyetinde ise cehennem görevlisi zebânîlerin “Sert tabiatlı melekler” olduğu açıklanmıştır. Duhan, 47. âyetinde zebânîlerin “Cehennemlik kişileri iteleyerek” cehenneme attıklarına atıf vardır. Zebânî kelimesi bir tek âyette, “Biz de zebânîleri çağırırız” (Alak, 18) açık olarak geçmektedir.
Fahruddin er-Râzî “ez-Zebâniyye”yi, “Onlar ehl-i meclis ve ehl-i meşveret olan azab melekleridir ki, şiddetle tutmak ve atmakla cehennemin işlerine memur olmuşlardır” şeklinde açıklamıştır. İnsanları şiddetle cehenneme itmeğe muktedir oldukları için onlara “zebânî” denmiştir.

Kaynak: Zebani, Osman CİLACIŞamil İslam Ansiklopedisi

                      

Benzer yazılar



Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Yorumlar(10)
  1. ilahe Mayıs 5, 2012

    Allah tüm güzellikleri sever.

  2. ilahe Mayıs 5, 2012

    Allah dünyada ne varsa güzel yaratıp bizim de bu güzellikleri göz bebeğimiz gibi görüp saklamalıyız.

    • admin Ağustos 9, 2012

      Evet Allah dünyada ne varsa her şeyi güzel yaratmıştır. Bizlerde bu güzelliği görüp tefekkür etmeliyiz ve Allah’ımıza hamd-ü senalar etmeliyiz

  3. ilahe Mayıs 5, 2012

    Benim bütün bu şekiller hoşuma geldi.

    • admin Ağustos 9, 2012

      Allah’ın gerçek hakiki öbür dünyadaki şekiller anlatılmaya ve övülmeye kelimeler sığmaz. Allah dünyada hallerimizi düzeltip ahirette o ahenkli güzel cemali ve cenneti görmemizi nasip eylesin inşallah. Amin.

  4. mustafa tamer Eylül 13, 2012

    valla çok güzel şeyler belirtilmiş özellikle zebaniler hakkında begendim

    • admin Eylül 15, 2012

      Sevgili Mustafa bey. Beğenmeniz bizim için çok büyük bir zevktir. Beğendiğiniz için ve bilgilerden yararlandığınız için sizin adınıza çok sevindik.

      Yorumlarınız bizim için çok değerlidir ve önemlidir, yorumlarınız bizlerin yaptığı araştırma sonucunda inkişaf eden ve paylaşılan bilgilerimizin emeğini vermektedir. Teşekkürler.


Sen de Yorumla!




R. Alanı




Youtube Kanalıma Abone Olun :)